6. Sedat Kapanoğlu'nun "Siz Yahudi misiniz?" Sorusuna Verdiği Tarihi Cevap
"Bir insanı Musevi ya da Müslüman olmasıyla yargılamak son derece cahilce bir refleks. İnancını gizlemeye çalışanı yargılamak da keza öyle. Bir insanın inancı sadece şahsına aittir. İnancı dedikodu ve gösteriş malzemesi yapmak bizzat Kuran-ı Kerim'de Maun suresinde kınanmıştır. Ben de inancımı afişe edip bununla kendimi ayrı bir gruba dahil etmeyi, insanları "bizim inanç ve öbürkilerin inancı" diye ayırmayı reddediyorum. Bunu mevzu edenleri de ayıplarıyla başbaşa bırakıyorum, yanıtlanmalarını da gereksiz buluyorum. Etnik köken için de düşüncem aynı.”
"Faşizm susma zorunluluğu değil, söyleme mecburiyetidir" diye bir söz var. Bu da bunun örneği. İnsanların "aman beni linç etmesinler" korkusuyla bir şeyler söylemek zorunda bırakılıyor olması. Hz. Muhammed'in hicretine sebep olan da Mekke'lilerin Müslümanlara uyguladığı aynı baskı değil miydi? Bir insanın "Musevi olduğuna dair yalan" yüzünden mağdur olmasıyla gerçekten Musevi olduğu için mağdur olması arasında hiçbir fark yok. Bu tarz iddialardan "Müslümanım" deyip sıyrılmaya kalkmak gayrimüslimlere yönelik nefreti körüklemekten başka bir şey değil. Bunu da hiçkimse vicdanına sindiremez. Burada çözüm herkesin özel yaşamını açığa sermek zorunda bırakılması değil, cehaletin bu ayrıştırıcı ucunun bilenmesine mahal vermemek, insanlara bu unsurların hiçbir ehemmiyeti olmadığını, önemli olanın bizzat insanlık olduğunu, kötü insanın din, inanç, etnik köken ayırt etmeden her kesimden çıkabildiğini anlatmaktır.”